Cenazede para

1995 yılının mayıs ayında babam 56 yaşında vefat etti. O zaman 27 yaşında bir töngemen (acemi, az bilgili, deneyimsiz) idim. Sabahleyin hemen Bolu-Akpınar Mahallesinde bulunan camiye giderek imama, “Cenazemiz var, yardımcı olabilir misiniz?” dedim.

Cenazede para

Sela okundu. 2 saat kadar sonra kendisine müracaat ettiğim din görevlisi ve sakallı 11 arkadaşı Postacılar Sokaktaki ahşap evimizin önüne geldiler.

Cenazenin yıkama işlemi yapıldı. Ardından “hatim” indirilip “telkin” yapıldı. Saat 12 sıralarında kendisine başvurduğum imam el kadar bir kâğıda,

  • Sela : 150.000 TL
  • Yıkama : 1500.000 TL
  • Hatim : 2750.000 TL
  • Telkin : 250.000 TL
  • Toplam: 4650.000 TL

Şeklinde bir liste yazarak bana verdi. “Hocam bu ne?” dedim. “Cenaze masrafı” dedi. “Bu çok değil mi?” dedim. “Ben size en düşük rayiçten yazdım” dedi.

O zaman Manisa ilinde öğretmenlik yapıyordum. Mesleki kıdemim 6 yıl idi ve 3000.000 TL civarında maaş alıyordum. Yani benim 1,5 aylık maaşım bir cenaze merasimi için talep edilmişti.

Hemen duvar dibinde oturan, işçi emeklisi, okuma yazmayı askerlik sırasında öğrenmiş, dindar bir kişi R…… dayımın yanına gittim. Elimdeki kâğıdı göstererek, “Dayı bu para çok değil mi?” dedim. Munis, kibar bir yapısı olan dayım, “Oğlum bak ne güzel dualar okudular. 12 kişi sizin cenazeniz için gelmiş. Gelenektir. Bu paraya itiraz etme. Ödemeyi yap” dedi. Ben de üzerimde bulunan paralardan ve diğer 3 kardeşimden denkleştirme yaparak 4650.000 TL’yi hocaya verdim.

Ertesi gün, Bolu ilinde müftü olan, Nur Cemaatine yakın olduğunu işittiğim Osman Şahin adlı müftüye gittim. Durumu anlattım. Elimdeki kâğıdı gösterdim. Müftü, “Cenazenin yıkanma işi sizin sorumluluğunuzda olan bir husustur. Üzüntülü olmanız sebebiyle yıkama işini başka birine yaptırıp para ödeyebilirsiniz. Ancak, sela, hatim, telkin adı altında para talep edilmesi dini hükümlere ve memurluk mevzuatına aykırıdır. Şikâyet dilekçenizi yazıp bize veriniz” dedi.

Denileni yapıp oradan ayrıldım. 2-3 gün sonra parayı alan kişi okur yazar bile olmayan anama giderek, “Evladınız beni şikâyet etmiş. Dilekçeyi geri çeksin. Paranızın 5 mislini vereyim. Ben 21 senelik imamım. Görevden atılırım” vb. demiş. Anam, “Ben okuma bilmem. Dilekçe nedir onu da bilmem. Oğluma ulaşın” demiş.

O hafta imama beni telefon ile aradı. Dilekçeyi geri çekmemi istedi. Ben de “Yaptığınız İslam dinine aykırı. Asla geri çekmeyeceğim” dedim.

Çıkış yolu arayan imam nasıl başardıysa, bana ödemeyi yapmam gerektiğini söyleyen R…… dayıma ulaşmış. Dayım beni arayarak, “Evladım, O kişi bizim camiaya yakın. Sana hakkımı helal etmem. Dilekçeyi geri çek. İmamı yakma” vb. dedi.

Hayat tecrübem ve dini bilgim çok az olduğundan Müftülüğe giderek şikâyet dilekçemi geri aldım. İmam ve 11 arkadaşı paçayı kurtardılar…

Aradan sanırım 2 ay kadar zaman geçti. Anam telefon ile beni aradı. “Oğlum, bazı komşularımız, teyzen M……. bana ‘Meryem, vefat eden eşinin ağzı mezarda açık kaldı. Bizim rüyamıza giriyor. Kabirde huzurlu değil. Ona devir yaptırmalısın’ vb. diyorlar” dedi.

Ertesi gün, Görev yaptığım Manisa ilinin müftüsüne gittim. “İslam dininde devir var mı” dedim. Müftü, “Dinimizde böyle bir kaide, emir yok. Eğer vefat eden babanız için hayır yapmak istiyorsanız, fakirlere, Kur’an kursu talebelerine para yardımı yapabilirsiniz. Devir, cahil din hocalarının saf halkı soymak için uydurduğu bir şeydir” dedi.

Bu durumu anama ilettim. “Devir yaptırma” dedim. Okullar kapanınca Bolu’ya gelmiştim. Anam, “Oğlum sen bana devir yaptırma dedin ama ben etrafın telkinleri sebebiyle 2 hoca bulup devir yaptırdım ve 12.000.000 TL ödeme yaptım” dedi.

Yani, 40-45 yıl boyunca babamın kılamadığı namazların, tutamadığı oruçların bedeli olarak 4 öğretmen maaşı daha boşa harcamış olduk.

Bildiğim kadarıyla Hristiyanlık dininde günah işleyen kişiler kiliseye para bağışı yaparak günahsız hale getiriliyorlar(?) Aynı kuralın mübarek İslam dinine de bulaşmış olması beni çok üzdü.

O vakitten bu yana geçen 28 yıl zarfında hiçbir cami derneğine, dini hedefli vakıfa, inşaata para yardımı yapmadım.

Bu konuya neden temas etme gereği duyduğumu da izah ederek yazıyı sonlandırayım, 21. Yüzyılın 2023 senesinde hala her Cuma namazı çıkışında, ülkedeki 90-100 bin camide, makbuzsuz, belgesiz, kayıtsız para toplanmasını doğru bulmuyorum. Milyarlarca liralık bütçesi, kira gelirleri olan Diyanet İşleri Başkanlığı artık fakir cemaatten para toplamaktan vaz geçmelidir. İsteyen Müftülüklere giderek, belge karşılığı bağış yapabilir.

Ali Özdemir
(Eğitimci/Yazar)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir